< Backgrounds From myglitterspace.Com

TwiLight HayranLarının Tek Mekanı ^^ WeLcom&#8364; ^^ - Blogcu


TwiLight HayranLarının Tek Mekanı ^^ WeLcom&#8364; ^^


facebook

2/7/2009 -








Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


facebook

29/6/2009 - new moon (edw'ın bella nın oldugu haberini aldığı an edw'ın gözünden))

Cebimdeki telefon tekrar titredi. Açmayı düşündüm, en azından kimin bana ulaşmaya çalıştığını görmek için. Yirmi dört saat içinde, bu yirmi beşinciydi. Belki önemliydi. Belki Carlisle’ın bana ihtiyacı vardı.
Böyle düşündüm; ama hareket etmedim.
Nerede olduğumdan tam olarak emin değildim. Fare ve örümceklerle dolu karanlık, küçük bir tavan arasıydı. Örümcekler beni görmezden geliyor ve fareler bana geniş yer veriyorlardı. Hava, yemek yağı, kokuşmuş et, insan teri ve ortamın rutubetli atmosferinde neredeyse katı bir tabaka haline gelen, gerçekten her şeyin üzerini kaplamış siyah bir filme benzeyen kir ile boğucuydu. Altımda dört katlı, azınlıkların yaşadığı bir kiralık ev vardı. Düşünceleri seslerden ayırmaya zahmet etmiyordum – dinlemediğim büyük, yüksek sesli İspanyolca bir gürültü çıkarıyorlardı. Sadece seslerin üzerimden zıplamasına izin verdim. Anlamsız. Hepsi anlamsızdı. Varlığımın ta kendisi anlamsızdı.
Bütün dünya anlamsızdı.
Alnımı dizlerime yasladım ve buna ne kadar uzun süre katlanabileceğimi merak ettim. Belki yaptığım şey umutsuzdu. Belki, eğer denemem zaten başarısız olmaya mahkumsa, kendime işkence etmeyi bırakmalı ve geri dönmeliydim…
Bu fikir çok güçlüydü, çok iyileştiriciydi – sanki sadece kelimeler altına gömüldüğüm acı dağını alıp götürecek bir ilaç içeriyordu – öyle ki nefesimi kesti, başımı döndürdü.
Şimdi gidebilirdim, geri dönebilirdim.
Her an göz kapaklarımın ardında duran Bella’nın yüzü bana gülümsedi.
Hoş karşılayan, affeden bir gülümsemeydi; ama bu bilinçaltımın muhtemelen yaratmaya niyetlendiği etkiyi yaratmadı.
Tabii ki geri dönemezdim. Sonuçta, benim acım onun mutluluğuyla karşılaştırıldığında neydi ki? Tehlike ve korkudan uzak, gülümseyebilmeliydi. Ruhsuz bir gelecek arzulamamalıydı. Bundan daha iyisini hak ediyordu. Benden daha iyisini hak ediyordu. Bu dünyadan ayrıldığında, kendimi burada nasıl yönetirsem yöneteyim bana sonsuza kadar yasak olan bir yere gidecekti.
O son ayrılığın düşüncesi, zaten çektiğim acıdan çok daha şiddetliydi. Bella ait olduğu ve benim asla ait olamayacağım yere gittiğinde, arkada kalmayacaktım. Mutlaka unutma olmalıydı. Mutlaka ferahlama olmalıydı.
Umudum buydu; ama hiçbir garanti yoktu. Uyumak isterdim, ama düş görebilirsin uykuda. "İşte bu kötü." diye söylendim kendi kendime. Kül olduğumda bile, bir şekilde onun kaybının acısını çeker miydim?
Tekrar ürperdim.
Ve, lanet olsun, söz vermiştim. Bir daha hayatına girmeyeceğime, kara şeytanlarımı getirmeyeceğime söz vermiştim. Sözümden dönmeyecektim. Onun hakkında iyi hiçbir şey yapamaz mıydım? Hiçbir şey?
Her zaman bu dünyadaki gerçek evim olacak bulutlu küçük kasabaya dönüş fikri, düşüncelerime tekrar kıvrıla kıvrıla girdi.
Sadece kontrol etmek için. Sadece iyi ve güvende ve mutlu olduğunu görmek için. Araya girmek için değil. Orada olduğumu asla bilmeyecekti…
Hayır. Lanet olsun, hayır.
Telefon tekrar titredi.
“Lanet olsun, lanet olsun, lanet olsun.” diye homurdandım.
Sanırım dikkatimi dağıtma şansını kullanabilirdim. Telefonu sertçe açtım ve yarım yıl içinde beni ilk defa şok eden numaraları gördüm.
Rosalie niye beni arıyor olsundu ki? Muhtemelen yokluğumdan keyif alan tek kişiydi.
Benimle konuşmaya ihtiyacı varsa gerçekten bir sorun var demekti. Aniden ailem için endişelenerek Aç tuşuna bastım.
“Ne?” diye sordum gerginlikle.
“Oo, vay. Edward telefonu açtı. Çok onurlandım.”
Tonunu duyar duymaz ailemin iyi olduğunu anladım. Sıkılmış olmalıydı. Düşünceleri rehberlik etmeden arkasındaki sebepleri tahmin etmek zordu. Rosalie hiçbir zaman bana pek mantıklı gelmemişti. Dürtüleri genellikle en karmaşık mantık türlerinde bulunurdu.
Telefonu sertçe kapattım.
“Beni yalnız bırak.” diye fısıldadım hiç kimseye.
Tabii ki telefon anında tekrar titredi.
Beni her neyle rahatsız etmek istiyorsa, onu iletene kadar aramaya devam eder miydi? Muhtemelen. Bu oyundan sıkılması aylar alırdı. Önümüzdeki altı ay boyunca arama tuşuna basmasına izin verme fikrini düşündüm… ve sonra iç çekip telefonu tekrar açtım.
“Haydi anlat.”
Rosalie kelimeleri aceleyle söyledi. “Alice’in Forks’ta olduğunu bilmen gerektiğini düşündüm.”
Gözlerimi açtım ve yüzümden santimler ötede olan çürük tahta kirişlere baktım.
“Ne?” Sesim düzdü, duygusuz.
“Alice’in nasıl olduğunu bilirsin – her şeyi bildiğini sanır. Senin gibi.” Rosalie neşesizce güldü. Sesi gergindi, sanki ne yaptığından aniden emin değilmiş gibi.
Ama öfke, Rosalie’nin probleminin ne olduğuyla ilgilenmeyi zorlaştırdı.
Alice kararıma katılmasa da Bella’yla ilgili benim isteklerime uyacağına yemin etmişti. Bella’yı yalnız bırakacağına söz vermişti… Ben bıraktığım sürece. Belli ki, sonunda acıya katlanamayacağımı düşünmüştü. Belki haklıydı.
Ama ben değildim. Henüz. O zaman Forks’ta ne yapıyordu? Sıska boynunu koparmak istedim. Tabii Jasper benden yayılan öfkeyi hissettiği anda beni ona yaklaştırmazdı…
“Hala orada mısın Edward?”
Cevap vermedim. Vampirlerin migren çekmelerinin mümkün olup olmadığını merak ederek parmak uçlarımla burun kemiğimi sıktım.
Diğer yandan, eğer Alice çoktan geri döndüyse…
Hayır. Hayır. Hayır. Hayır.
Söz vermiştim. Bella bir hayatı hak ediyordu.
Bella’nın karanlık penceresinin baştan çıkarıcı görüntüsünü - tek tapınağıma giden yolun görüntüsünü - kafamdan atmaya çalışarak bu sözleri içimden bir dua gibi tekrarladım.
Şüphesiz, dönersem ayaklarına kapanmak zorunda kalacaktım. Sorun değildi. Eğer onunla olursam önümüzdeki on yılı memnuniyetle dizlerimin üzerinde geçirebilirdim.
Hayır, hayır, hayır.
“Edward? Alice’in niye orada olduğu umurunda mı?”
“Aslında, değil.”
Rosalie’nin sesi kendini beğenmiş bir ton aldı, benden bir cevap aldığı için memnun olmuştu belli ki. “Eh, tabii, aslında kuralları çiğnemiyor. Yani, sen bizi sadece Bella’dan uzak kalmamız için uyardın değil mi? Forks’un kalanı önemli değildi.”
Gözlerimi yavaşça kapatıp açtım. Bella gitmiş miydi? Düşüncelerim bu beklenmedik fikrin etrafında döndü. Henüz mezun olmamıştı, o zaman mutlaka annesine dönmüş olmalıydı. İyi. Güneş ışığında yaşamalıydı. Gölgeleri arkasında bırakabilmesi iyiydi.
Yutkunmayı denedim ve beceremedim.
Rosalie gerginlikle güldü. “O yüzden Alice’e kızmana gerek yok.”
“O zaman niye aradın beni Rosalie, eğer Alice’in başını belaya sokmak için değilse. Niye beni rahatsız ediyorsun? Ugh!”
“Bekle!” dedi tekrar kapatacağımı sezerek. “Aramamın sebebi o değil.”
“O zaman ne? Çabuk söyle ve sonra beni yalnız bırak.”
“Pekala…” Tereddüt etti.
“Söyle Rosalie. On saniyen var.”
“Bence eve dönmelisin.” dedi Rosalie hızla. “Esme’in kederlenmesinden ve Carlisle’ın hiç gülmemesinden bıktım. Onlara yaptıklarından utanmalısın. Emmett hep seni özlüyor ve bu sinirlerime dokunuyor. Bir ailen var. Büyü ve kendinden başka bir şeyi düşün.”
“İlginç bir öğüt Rosalie. İzin ver de sana bir demlik ile bir çaydanlıkla ilgili küçük bir hikaye anlatayım…”
“Ben onları düşünüyorum, senin aksine. Kimse değilse bile, Esme’i ne kadar incittiğin umurunda değil mi? Seni kalanımızdan daha çok seviyor bunu biliyorsun. Eve gel.”
Cevap vermedim.
“Bütün bu Forks işi bittiğinde atlatacağını düşünmüştüm.”
“Hiçbir zaman problem Forks değildi Rosalie.” dedim sabırlı olmaya çalışarak. Carlisle ve Esme’le ilgili söyledikleri darbe indirmişti. “Sadece Bella” – adını sesli söylemek zordu – “Florida’ya taşındı diye, bu benim… Bak Rosalie. Gerçekten çok üzgünüm; ama güven bana, eğer orada olursam kimseyi daha mutlu etmem.”
“Iı…”
İşte, yine gergin tereddüt vardı.
“Bana söylemediğin ne Rosalie? Esme iyi mi? Carlisle–”
“İyiler. Sadece… ben Bella’nın taşındığını söylemedim.”
Konuşmadım. Diyalogumuzu kafamdan geçirdim. Evet, Rosalie Bella’nın taşındığını söylemişti. Demişti ki: … sen bizi sadece Bella’dan uzak kalmamız için uyardın değil mi? Forks’un kalanı önemli değildi. Ve sonra: Bütün bu Forks işi bittiğinde atlatacağını düşünmüştüm… O zaman Bella Forks’ta değildi. Neyi kastetmişti Bella taşınmadı derken?
Rosalie kelimeleri tekrar hızla söylüyordu, bu sefer neredeyse sinirle.
“Sana söylemek istemediler; ama bence bu aptalca. Bunu ne kadar çabuk atlatırsan, işler o kadar çabuk normale döner. Gerek yokken niye dünyanın karanlık köşelerinde sürünmene izin vermeli ki? Artık eve dönebilirsin. Tekrar bir aile olabiliriz. Bitti.”
Zihnim çökmüş gibiydi. Sözlerinden bir anlam çıkaramıyordum. Bana söylediği çok çok açık bir şey varmış gibiydi; ama ne olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Beynim bilgiyle oynadı, garip desenler yarattı. Anlamsız.
“Edward?”
“Ne söylediğini anlamıyorum Rosalie.”
Uzun bir duraklama, birkaç insan kalp atışı kadar.
“O öldü Edward.”
Daha uzun bir duraklama.
“Ben… özür dilerim. Bilmeye hakkın var ama, diye düşündüm. Bella… iki gün önce kendini bir uçurumdan attı. Alice gördü; ama bir şey yapmak için çok geçti. Eğer zaman olsaydı yardım ederdi gerçi, sözünü bozardı. Charlie için ne yapabileceğine bakmak için gitti. Ona her zaman önem verdiğini bilirsin–”
Telefon kesildi. Kapattığımı anlamam birkaç saniye aldı.
Uzun, donmuş bir süre boyunca tozlu karanlıkta oturdum. Zaman sona ermiş gibiydi. Evren durmuş gibi.
Yavaşça, yaşlı bir adam gibi hareket ederek telefonu tekrar açtım ve bir daha asla aramayacağıma dair kendime söz verdiğim numarayı çevirdim.
Eğer oysa, kapatacaktım. Eğer Charlie’yse ihtiyacım olan bilgiyi alacaktım. Rosalie’nin hastalıklı küçük şakasının yalan olduğunu kanıtlayacak, sonra hiçliğime geri dönecektim.
“Swan evi.” diye cevapladı daha önce hiç duymadığım bir ses. Bir erkeğin güçlü sesi, kalın; ama hala genç.
Bununla ilgili anlam çıkarmak için duraklamadım.
“Ben Dr. Carlisle Cullen.” dedim babamın sesini kusursuzca taklit ederek. “Charlie ile konuşabilir miyim?”
“Burada değil.” diye cevapladı ses ve içindeki öfkeye hafifçe şaşırdım. Neredeyse hırlamaydı. Ama önemli değildi.
“Pekala, nerede o zaman?” dedim sabırsızlanarak.
Kısa bir duraklama oldu, sanki yabancı bilgiyi benden saklamak istiyormuş gibi.
“Cenazede.” dedi sonunda.
Telefonu tekrar kapattım.
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


facebook

19/6/2009 - seventeen röportajı robert'la

Kristen Stewart'la oldukça samimi sahnelerin var.Heyecanlandınmı?

Rp:Evet.kesinlikle çok garipti.Özellikle öpüşürken bunu farklı planlar çerçevesinde yapmanız gerekiyorsa herşey çok zor oluyor.Sorunuzu da geçiştirmeye çalışıyorum.Çünkü ben çok kötü öpüşürüm.Bu yüzden detaylara girmek istemiyorum.Uzun zamandır kimseyle öpüşmediğim için unutmuşum.

Demek yalnızsın...Biri sana çıkma teklifi etse nasıl tepki verirsin?

Rp:Eğer biri bana çıkma teklifi etse onunla çıkarım.Herkesle çıkabilirm(gülüyor)!.Ama daha önce böyle birşey olmadı.Bende insanlara sorarken çekiniyorum.Yemeğe çıkma olayında da pek başarılı değilim.Daha çok yalnız bir tipim sanırım.

Edward gibi kızlarla ilişkilerinde zorlanıyormusun?
Rp:Karşımdaki kızın nasıl olduğuna bağlı.Eğer bir kız gerçekten düşük standartlardaysa bir şansım olabilir(gülüyor!)

O zaman seni etrafında kızlarla bir kulüpte görme ihtimalimiz zormu?

Rp:Hayır!Öyle yerlere pek gitmiyorum.Zaten çıktığımda dağılmış oluyorum.Paparazziler genellikle beni dışarıda kapı önünde beklerken çekiyorlar.Kapıdaki görevlilelere 'bakın bu adamlar enim fotoğrafımı çekiyor.bırakın gideyim'diyorum

kaynak:seventeen dergisi(ocak-şubat özel sayısı)
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


facebook

19/5/2009 - nem moon 'un orjinal posteri

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


facebook

3/5/2009 - new moon





“Kahretsin.” diye mırıldandım, kağıtlar parmağımı kestiğinde; zararı görebilmek için elimi geri çektim. Birkaç damla kan, küçük kesikten dışarı doğru sızıyordu.
Ondan sonra çok ani olmuştu.
Edward kendini bana doğru atmıştı, beni masaya geri fırlattı…
Piyanonun yanına doğru yuvarlandım, düşmemi durdurmak için içgüdüsel olarak kollarımı öne attım, camın keskin parçalarına. Dirseklerinden ve bileğinden gelen acının ne kadar yakıcı olduğunu hissettim.
Kafam karışmış bir şekilde, kolumdan aşağıya doğru hızla akan parlak kırmızı kanı – aniden dönüp bakan altı tane kana susamış vampirle beraber – telaşla izledim.


Bella Swan için, hayatın kendisinden önemli olan tek bir şey vardı; Edward Cullen. Ama bir vampire aşık olmak, Bella’nın hayal ettiğinden bile daha tehlikeliydi. Edward, Bella’yı şimdiye kadar zaten, kötü bir vampire yakalanmaktan ve yem olmaktan kurtarmıştı, ama şimdi, onlar bu ilişkiye cüret etmişlerdi, şimdi fark ediyorlardı ki, onların sorunları daha yeni başlıyor olabilirdi…


Edward ve Cullen Ailesi’nin diğer üyeleri Bella’nın doğum günü için bir parti verirler, fakat Bella ısrarla karşı çıkar. Çünkü ortada büyük bir sorun vardır; Edward sonsuza dek genç kalacaktır, peki ya Bella? Kâbuslar, sırlar, imkânsızlıklar, seçimler ve kararlar... Bella ve Edward’ı yine sorlu bir mücadele bekliyor.
Alacakaranlık’ın kahramanlarının aşk ve heyecan dolu macerası Yeniay’da hız kesmeden devam ediyor.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

TwiLight series enough forever

Kategoriler

  • bella resimleri
  • breaking dawn(şafak vakti)
  • diğer karakterler
  • eclipse(tutulma)
  • edward resimleri
  • midnight sun(geceyarısı güneşi)
  • new moon(yeni ay)
  • twilight(alacakaranlık)
  • Arkadaşlarım

    hepsiaysenvepinar
    mervekizz
    hepsicizeynep
    yoshyci13
    edavenazli
    superilerikulubu
    flowereda35
    ruyatabirler
    eglencecafe
    kavakyelleriorg
    rockadresorg
    meyvehu
    catlaksinif
    sweetwich95
    catlaq7b
    beyazkul
    Zeynocaa
    sohosohbet
    harrypottervesirlarodasi
    happygirls57
    pinkroom
    destina95
    kizlarulkesi
    betulvezehra12
    acemirockciler
    acemihepsici
    acemiwinx
    shekerkiz95
    siirzevki
    altinlale
    cenace
    crazygirleda
    muzikyeri
    ikiguzelkiz
    emre1114
    eglencediyari32
    busray
    nazoozandankodlar
    denizlerinyildizi
    dangergirleda
    jasmina94
    metromanyak95
    heps1kolik
    barbiemelda
    gizemliwinx
    dorina11
    prensesayse13
    sagopaciyiz
    merve400
    istebedo
    busegirll
    kavakyelifan
    enchantix10
    magicrazy
    eylenceliyizbiz
    ibrahimkendircibynazoozan
    candydoll
    iremkiz
    berfunaz
    nehirilehersey
    handesu
    gruphepsifanioyku
    drajeseker
    esmerimbnm
    shekergirl123
    ekololli
    benvewinx
    makyajvebakim
    gulceren
    kisamesaj
    tatlikizbasak

    -----KODBUL-----

    Merhaba Twilight HayranLarı blogcu olarak toplandığımız en büyük twilight platformu olarak sunulmaktan büyük gurur duyuyoruz.Sizlerin ilgi ve istekler arttığı sürece yakında forumda açmayı düşünüyoruz.Sitemizle soru ,görüş ,önerileriniz için nazli_nazoozan@hotmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz..iyi eğlenceler

    -----KODBUL-----